Depresif Bahçenin Başarısı

Modern dünyanın insanı ağır depresyonda. Evet, bu zaten yıllar önce konulan bir teşhis. Ama özellikle son bir yıldır neredeyse tüm kitapçılarda çok satanlar listesinin ilk dördünü yetişkinlere özel boyama kitabı kaplıyorsa, bir şeyler yolunda gitmiyor. Ya da gidiyor? Stabilo, Faber-Castell, Bic ve Papermate eminim tarihlerinde böyle bir satış grafiği yakalamamıştır.Şu veya bu sebepten dolayı bunalmış insan artık daha fazla düşünüp kafasını yakmak istemiyor ve çareyi bu pratik terapi yönteminde buluyor. Puzzle, maket ve bulmaca da aynı derde çare oluyordu, ancak hiçbiri bu boyama kitapları kadar pratik olmadı.

Şimdi, bu boyama kitaplarının başarısında neler etkili oldu?:

  • Depresyondaki modern insan için harika bir terapi. Başka bir şey düşünmeme imkanı.
  • Uğraşı sadece boyama olduğundan, çizim yeteneği gözetmeksizin herkesin ortaya çıkarabileceği harika çalışmalar.
  • Dijitale olan bağımlılığı azaltan ve bu sayede vicdan rahatlatan, kalemi kağıdı tutma gibi sanal olmayan fiziki eylemlere olanak.
  • Ortaya çıkan çalışmaların paylaşabileceği Instagram gibi dev bir partner.(Dijitalden yine kopamadık. Boşver kopmayalım)
  • Çok sevilen tasarımların kitaptan kopartılıp duvara sağa sola asılarak iyice eser haline getirilebilmesi. (Bunu yapanı daha görmedim, ama fena fikir değil.)

Sisteme tekrar dönmeden olmaz. Metropol insanının elinde iki üç kalem mutluluk kaynağı kaldı. İyi kötü fena gitmeyen bir ilişki, yemek lezzeti, sevilen birkaç yabancı dizi, kıyafet, teknolojik alışveriş ve futbol. Bu dört beş kalem mutluluktan biri bile biraz sekteye uğrayınca metropol insanı öyle bir afallıyor ki, zaten asla rahat hareket edemediği, çoğunlukla -mış gibi yaptığı bu hayat iyice anlamsız hale geliyor. Yıllarca sağlıklı beslenme geyiklerine maruz kalmış biri olarak, özellikle yemek yemeyi bir keyif yerine ihtiyaç, yakıt gibi görmemizi önerenlere sesleniyorum: Ulan zaten elimizde üç kalem mutluluk var,sen onlardan birini ihtiyaca dönüştürüyorsan yerine koyacağın adam akıllı bir mutluluk olmalı. Yoksa bana masal anlatma yani.

Reklamcılığın da temelinde hayal satmak, umut aşılamak, mutluluk vaat etmek yok mu? Metropol insanının ağzı açık beklediği şeyler. İşte bu şirin kitapçıklarımız sorunun cevabını buldurmasa da sorunun kendisini unutturuyor en azından.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: