Açık Brief: Ne konuşalım?

– Telefonunuzu evde unuttuğunuzu düşünelim. Akşam dönene dek sizi en çok kim aramış olur? [GSM Operatörü]
Bu akşamınızı hangi diziyi izleyerek geçirmeyi planlıyorsunuz?[Finans]
– 2014’ün son tatilinde ne yapıyorsun? 🙂 [Giyim]
Facebook’tan ekleme talebi gönderdikten sonra ben…(+şaşkın kediler fotoğrafı) [Internet Hizmeti]
Günaydın! Sıcak bir kahve ile haftaya güzel bir başlangıç, yeni yıla hazırlık yapın ❤ [E-ticaret]
Hafta sonu kahvaltılarınızı biraz farklılaştırmaya ne dersiniz?[Finans]
Günaydın! Sürprizlerle dolu bir Pazar geçirmeniz dileğiyle 🙂 [E-Ticaret]
Telefonunuzda en çok kimin fotoğrafı var? [GSM Operatörü]

Bunlar Türkiye’nin en fazla takipçiye sahip farklı sektörlerden markaların Twitter hesaplarından yayınlanan tweet’lerden bazıları.

Hani okuyoruz ya; duygulara odaklanın, kitlelere değil bireylere konuşun, kanal stratejisi oluşturun diye. İşte sonuç bu. Sadece okumadık elbette, biz de söyledik. Sunumlar hazırladık, toplantılar düzenledik. Brief aldık, verdik. Kendime öz eleştiri getirmeden bu konuyla ilgili yorum yapmam haksızlık olur.

Bu ortamda konvansiyonel mecradaki gibi bolca kampanya konuşup banner’cılık yapmamalıyız, farklı bir iletişim dili geliştirmeliyiz dedik. Haftalık içerik takvimlerinde bir oran belirledik. X adet kampanya tanıtımı, Y adet “lifestyle” içerik… Sonra iş döndü dolaştı kampanya konuşmaktan kaçarken odak noktasını da kaçırmaya kadar geldi. Hiç ilgisi olmayan sektörlerde hizmet veren markaların tuhaf sorularını tweet akışlarında görür olduk. Baksanıza bir banka benim kahvaltımı farklılaştırmaya kafa yoruyor.Stratejisini bir konsept üzerine oturtan markalar bu süreçte biraz daha tutarlı bir tavır sergiledi. Ülker “mutlu bir an” konseptiyle dijitalde bolca “mutluluk” konuştu, paylaştı, RT etti. Cornetto uzun bir süredir sahiplendiği “Aşk” kavramını bu mecrada da sürdürdü. Zaten lifestyle öğeler içeren bu konseptler markaları iyi besledi. Kezâ otomotiv sektöründeki çoğu marka da ürününe özgü sloganları hashtag‘e dönüştürerek tutarlılığını sürdürdü.

Peki her lafa, gündeme bir cevabı olan, hangi alt markasında ya da ürün/hizmet sayfasında hangi konuyu, nasıl bir dil ile aktaracağını ve nasıl bir geri dönüş hedeflediğini iyi belirleyememiş markaların durumu ne olacak?

Bu markalar en ciddi, en kurumsal görünen yüzleri üzerinden, samimi olmaya çalışan gıcık çocuk edasıyla alakasız konuları içeren yayınlar yapmaya 2015’te de halen devam mı etsin?

Eğer başka bir çözüm bulacaksak sizce bu ne olmalı? Kurumsal hesap kurumsallığıyla mı kalmalı? Yaratacağı bir karakter ya da yeni bir oluşum/alt marka/topluluk mu böyle civcivli mevzuları konuşmalı?

Bırakalım şimdilik rakamlara mı duygulara mı odaklanalım konusunu.Duygulara odaklanacak kimliği nasıl belirleyelim?

Takvimler ilerledikçe sektör kendiliğinden gelişmiyor. Kavramları hızlıca tüketip terminolojiye yeni tamlamalar ekliyoruz. Ama işin öznesini unutuyoruz.

Kim böyle konuşmalı? Ne konuşalım?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s