Zor Markaların Online İletişimi

“Keşke pazarladığımız ürün gofret gibi bi’şey olsa.”

Evet, bu cümleyi ajanslardaki çoğu müşteri temsilcisi toplantılarda işitmiştir. “Biz şöyle bir markayız, bizim kitlemiz çok daha niş, bize bu kampanya kurguları pek uymaz.” gibi. Markalar sosyal medyanın etinden sütünden faydalanmaya başlayalı rahat bir 5 yıl oldu. FMCG’den KOBİ’ye, devlete bağlı birimden derneklere kadar herkes pazarlamanın bu altın çocuğundan payını aldı, almaya da devam ediyor.

Çoğu pazarlama blogunda, sertifika programında, bu sektördeki fikir önderlerinin sunumlarında genellikle 10-15 maddeyle biçimlendirilmiş, adeta saç kurutma makinesi kullanım kılavuzu kisvesine bürünen bir metodoloji haline geldi sosyal medyada marka iletişimi. İyi de, söylenenler bu dünyaya giren her markada uygulanabilir düzeyde mi? Elbette değil. Canım o hazırlanan maddeler daha temel bir bakış açısı sunuyor, detaylara girmek markalara kalmış diyebilirsiniz. Hayır buna da katılmıyorum. Çoğunda “müşterinizle samimi olun, sosyal medyada onunla arkadaş gibi olun, tüketicileri dinleyin” tarzında birbirinin türevi sayılabilecek nasihatlar mevcut. Bi’ durun artık.

Çalışanı olduğum markadan örnek vermek istiyorum. İş Yatırım; sermaye piyasaları sektöründe faaliyet gösteren, Türkiye’deki para yönetiminin en önemli oyuncularından biri. Haliyle Sermaye Piyasası Kurulu(SPK) denetiminde, müşterisine ya da potansiyeline yönelik söylediği her sözü iki kere düşünmek zorunda olan (yatırım tavsiyesi, tüyo vs. gibi hassas konular) bir marka. Sizce İş Yatırım sosyal medyada topluluğuyla nasıl arkadaş olabilir? “Hüee bugün de $XYZ hissesine abanın” demesini mi bekleyelim?

Ya da bir sigorta şirketi. Sizce ne kadar sempatik olabilir? Hayata dair olumsuz senaryo ihtimalleri üzerinden geçinen bir sektörde. Kêza ilaç sektörü. “Sosyal sorumluluk” kavramı diye bir şey olmasa online ortamda bahsedeceği ne kadar mevzu kalırdı? Kışın sürekli sıkı giyinmenizi, hasta olmamanız için paylaşacağı önerileri dinlemek size ne kadar cazip gelirdi? Ha bu arada, söz konusu süreçte işin ayarını kaçırıp popüler olan her platformda yer alma hevesine giren alakasız markalar da çıkmıyor değil. Garanti’ninPinterest hesabı açması buna çok güzel bir örnek.

Verdiğim örnekler, sektörlerin kendi doğasının sıkıcılığıyla ilgiliydi. Bir de işin denetim kısmı var ki, orası bu zor markaları daha hareket edemez bir hale getiriyor. Az önce verdiğim SPK örneğinin yanı sıra, ilaç ve alkol firmalarına getirilen yasakları da sayabiliriz. Anadolu Grubu artık Efes’i “Birlikte Hayata” adı altında hedef kitlesiyle buluşturuyor. Logodaki Font kullanımı daEfes Pilsen markasını hatırlatır nitelikte. Başarılı bir strateji olarak görüyorum. Bir zamanlar Pfizer de Viagra‘yı “Mavi Mucize” olarak kodlamıştı.

Coca-cola, Nutella, Red Bull, Volkswagen, Türk Hava Yolları, Turkcell… Bu markaları ve dünyalarını çok seviyoruz. “Case study” video ve sunumlarına da bayılıyoruz. Her biri online marka iletişimi için oldukça bereketli topraklar üzerine inşa edilmiş imparatorluklar.

Ancak çorak arazi ve dağlık alanda kurulan finans, sigorta, sağlık ve alkol gibi sektörlerde faaliyet gösterenlerin stratejilerine de artık farklı bir bakış açısı getirme zamanı gelmedi mi?

Ahmet Erim Suyabasmaz

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: